İSTANKÖY' den ''GÜNEŞ'' DOĞAR (4.BÖLÜM)
- 15 Eyl 2022
- 5 dakikada okunur
Ne dersiniz ? Hepimizin içindeki güneşi arayıp çıkartalım mı ? Mesele deniz ile olmaksa kıyısında veya üstünde olsun fark etmez. İmkanlar dahilinde bir gün olur hayaller gerçeğe bir bakmışsınız ki dönüşüvermiş. İşte herkesin gönlündeki bu güneş, her birimizin gönlünde saklı olandır. GÜNEŞ İSTANKÖYDEN DOĞAR neden mi ? Haydi buyurun. Tüm aile fertlerimiz, Mete ve Oktay ATİLA kardeşler bir hafta sonu kurdukları tersanede sevdiği yakın akraba ve dostları ile kutlama için bir araya gelirler. Teknenin yapılacağı ve oradan da genişleyip büyüyecek olan gövdesi işin başlangıç yeri tayin edilen dikdörtgen beton kaidenin üstünde şekillenecek pik döküm salma önünde buluşurlar onca kişi. Hayallerindeki çift direkli uskuna arma yelkenlisi işte burada kurdukları tersanede emek ve özveri ile yapılacak, gün ve gün inşa edilecek. 1980 yılında başlanıp 1983 yılında tam üç yıl sonra denize kavuşacaktı. Elbette herkes bir hayal içindeydi o gün. İngiltere Kraliyet donanması baş desinatörü, tasarımcı "Robert Tucker" (http://tucker-designs.com) tarafından yapılan bu paftalar dolusu proje çizimleri genellikle 1/12 ölçekte

(Marmara Denzi - S/Y GÜNEŞ - Uskuna arma - yıllar önce bir derginin kapağında misafir olmuştu)

(Marmara Denzi - S/Y GÜNEŞ - Uskuna tam arma yelken seyri)
projede yazılan ölçüler ise inch ölçüleriydi. ( 1inch = 2,54cm ) Üstelik günümüzdeki gibi Auto Cad, 3d Max, Sketch Up ve bunun gibi 3d olmayan bilgisayar programlar dışında sadece tasarımcılar bu şekilde çalışıyorlardı. Hatta 2000 yıllarına kadar mimarlar, mühendisler el çizimi ile o paftaları bir, bir çizip projelendiriliyorlardı. Bu kesin projeleri oluşturmadan önce çalışma eskizlerine (eskiz kağıdı) pek çok kere, yumuşak ve sert kurşun kalem ile farklı kalınlıklarda projenin belirgin yerleri işlenip ardından kesinlik kazanınca Rapido kalemi ile (kesin projelerde aydınger kağıdına farklı kalem kalınlıkları ile mürekkep ile çizilen çeşitli gönyeler ile uygulanan projedir.) farklı gramaj kalınlıklarda aydınger kağıdına çizilmekteydi. Uzun yıllar tasarımcılar bu metoda aydınger paftasına kesin ve uygulama projelerini oluşturmuşlardı.
Evet o toplanma günü tersanede planlar, kesitler, görünüşler detay paftaları sanki bir sergi gibi duvarlara asılmıştı.

Büyüklerimizin kararı ile betonarme ve ahşap planlardan ahsap tekniği seçilerek teknenin tamamı Tik ağacından yapılmasına karar verilmişti. Babam Oktay ATİLA işlerin yürürütülmesi ve finansal desteği sürdürürken, amcam "Mete ATİLA" ise üç kişilik çekirdek kadro ile eli değdiği her detayı ağacı, planlara göre işlemeye başlamıştı.
Gövde ana omurga postaları üzeri diagoanal sarma 3 kat lamine inşa tekniği ile 3. kat gövde, karina, güverte, kasara direkler ve kamaralar yani gözle görünen ne varsa "Tik" ağacından yapılıyordu artık.
(Bilindiği gibi tik ağacı 200 yıl üzeri bir ömre sahip olması sebebi ile neredeyse bir kaç insan neslinin hayatını yaşayabilecek uzunluğuna sahiptir.)
Büyüklerimiz hafta sonu biz çocuklarını zaman, zaman tersaneye götürürdü. Her defasında heyecan içinde o ahşabın tozunun kokusu iç benliğimizi sarıp elimizin değdiği ne varsa, mutluluğumuzda bir o derece artıyordu. Kah çaktığımız ağacı, taşıdığımız kerestesi tekne üzerinde ki küçük ellerimiz ile küçük yardımlarımız ne kadar güzeldi. Tabiri caiz ise anlatılmaz yaşanır denir ya durum öyleydi işte. Heyecanlı hislerimiz, büyüklerimiz için tatlı yorgunlukları ile iki yıl çoktan geride bırakmış artık uskuna yelkenlisi ete, kemiğe bürünmüş hali ile içinde sabırsız bekleyişimiz artıkça artıyordu.
Etrafımızda gördüğümüz her çeşit deniz aracı her birimiz için ihtiyaçlarını karşılayacak detaylara sahip. ilk bakışımız tabii göze hoş görünen formu yani yakışıklı mı? değil mi? Ancak kabuğu dışında gözümüze gözükmeyen sayamayacağımız kadar malzeme içerdiğini bazen görmezden geliyoruz değil mi?
Bu tekne yapımı esnasında da metrelerce marina kablolar, tesisatlar menfezleri, krom donatılar, tanklar, motor her biri birbiri içinde detaylar, detaylar...

(Solda Rahmetli amcam "Mete ATİLA" tatlı yorgunluğunu şevk ile projenin sonuna gelinen mutluluğunu yaşıyordu. (Sancak kıç omuzluktan kısmi sancak abordası - teknenin kıç kamara güverte görünüşü: Dizayn projesini oluşturan "Robert Tucker" gizli kıç kamara için hafif kenarlara doğru eğimli satıh komple tek parça düşünmüştü çünkü kıç kamara iç yüksekliği ölçüsü azalmaması için sancak iskele alabandaları küpeşteye birleşip aynı platformda gizli kasara olarak detaylandırmıştı.)

(Soldan ikinci rahmetli babam Oktay ATİLA ve dördüncü amcam. (Baş üstünden kasara görünüşü: Montajını düşündükleri kamaraların doğal tavan aydınlatma ve havalandırma kısımlarını bir ara bronz hatch ve lumbozlar düşünülmüş fakat tam karar verilememişti.)

(İngilizcede Central denilen aslında merkez kokpit havuzluk planlı yelken teknesinin kıç kamara üstünden baş bodoslamaya bakışı: Güvertenin genel görünümü özellikle gizli kıç kasara ve ön kasara havalandırma ve aydınlanma hatch sirkülasyon noktaları kararı verilen Tik çerçeveli görünüşü. İki ailenin ayrı mahallerde geceleyip ortada buluşma yeri olan havuzluk. Aynı zamanda motorunda olduğu yerdi.)

(Havuzluk altı motor dairesi: Tasarımcı tarafından minimum 70hp disel makine yetebileceği ön görülse de Marin 120hp Ford Sabre motor tercih edilip şaft kovan, 3kanat pervane olarak yerleştirilmişti.) Motor seyri beklenenden çok daha süratliydi şöyle ki Karşıyaka vapurları ile kafa kafaya seyir yapabilecek kadar süratli olmuştu.

(Baş üstünden kıç üstüne doğru kasaralar: Kasaraların tavan doğal aydınlatma sirkülasyon noktalarının ağırlıği nedeni ile bronz olmayıp yine Tik çerçeveli havalandırma aydınlatma hatch olarak son karar verilmiş genel görünüşü: İskele, sancak kemere hattında kamara çevresinde güverte üzerinden baş üstüne geçis için bir basamak inilerek güverte çevresinde geniş frengi delikleri sayesinde de deniz suyunu hızlı tahliye yerleri seyirde ayrıca kolaylık sağlıyacaktı.)
Bu arada Hala teknenin isminin ne konulacağı hakkında bir sonuca varamamışlardı o günlerden bir gün sevgili dayıları "Mustafa AYDOĞMUŞ" (Orfoz Kaptan) teknenin yapıldığı tersane 'ye yeğenlerinin yanına elinde bir Osmanlı evrakı ile ziyaretlerine gelir. Dedesi ve babasının "GÜNEŞ" isimin koyduğu yıllarca denizlerde dövündüğü ticaret için sefere gittikleri sefine yelkenlisinin adıydı.
Güneş ilk İstanköy den doğmuştu

.

İstanköy Türklerinden rahmetli babanem "Hafize" hanım ve sevgili kardeşi rahmetli "Orfoz Kaptan" önerileri ile tersanede inşası yapılan teknenin isminin güneş olması konusunda Mete & Oktay ATİLA kardeşler ile görüşürler. Atila kardeşler atalarının İstanköy sularında bordaladığı GÜNEŞ ismini yad etmek, hatırlamak, yaşatmak için teknenin ismine karar verirler.
Hakka yürümüş tüm büyüklerimizin Ruhları şad olsun.
Güneş yelkenlisi ailemizde her birimizin hayatında unutulmayacak derin izler bırakacak, farklı heyecanlar yaşatacaktı. Çünkü hiç bir şeyi göz ardı edilmeden inşa edilmişti. Severek, sevinerek büyük umutlar ve emekler ile ilk göz ağrımız olacaktı hepimizin.

(GÜNEŞ Yelkenlisi o güzel isminin eğik kıç aynada yazılı şık kurdelenin asıldığı gün.)
1983 yılı. Üç koca sene sonunda bir hayal peşinde denizde "HÜR" olabilmek için gelinen son nokta. Zarif hatları sportif sayılabilecek bu klasik uskuna arma yelken teknesinin hikayesi böylece o güzel ismi "GÜNEŞ" ile dahada güzelleşmişti. Güneş İstanköy'den doğmuştu bir kere daha 1983 yılı

(1983. Tik direklerin çift kompenantli vernik katları sonrası krom armanın donatılması istralya, çarmıh, gurcata, mandar yaka yerlerinin tespiti)
Teknenin tümü bitirilip yola çıkış, denize kavuşma günü gelmişti. Denizle buluşması ayrı bir hikaye tabii. Tersanenin önünden geçen yolun çok dar olması ile tersane ön duvarının yıkılıp tır römorku üzerinden saatlerce manevralar ile yola revan oluşu. İzmir Çamdibi mevkiinden, Karşıyaka yelken kulübü iskelesine gelesiye kadar nefesler tutulmuştu. Kısa sayılabilecek, uzun bir yol oldu. Trafik polisinin müsadesi ile tren istasyonundan hayretler içinde geçirilişi. Kızağa alınıp İndirildiği an herkeste bir telaş, utulan ise teknede kimse yok ! Kazasız belasız indi de tekne aldı başını gidiyor. Bir de ne oldu dersiniz tabii Allah'ın izni ile ile tekne iskele alabanda yapip kictan kara pontona yanaşmaz mı! Herkes hayretler içinde ve ders oldu bu durum. Ardıdan iki direğin vinç ile dikilmesi, Istralya , gurcata çarmıhlar, direk ayarı ve yelkenlerin donatılması.
İlk tecrübe, ilk tekne her yer vernikli denize tecrübe seyrinde güvertenin vernikli olması epeyce çaparız oluşturdu hatta dengesini kaybedip kayan bir dost huup denize düştü.
Bir kaç yıl sonra verniklenmiş yerler, bordalar makyaj değişikliği geçirdi. İzmir Alman adasında funda demirde alargada Üç aile ve Orfoz kaptanımız sevgili eşi ile Oktay & Mete ATİLA eş çocukları ve babaannemiz Hafize hanım "DİNÇ" yelkenlisi "GÜNEŞ" yelkenlisi ile bordalarını birleştirir.

(Tarihi bir an. Alman adası İZMİR - . SY DİNÇ ve SY GÜNEŞ yelkenlileri nin bordaları birleşti. Denizden çekilen tüm fotoğraflar: Oktay ATİLA)

( İzmir Alman adası - S/Y GÜNEŞ iskele baş omuzluk. Fotoraflayan: Okay ATİLA)

( İzmir Alman adası - S/Y GÜNEŞ iskele bordası görünüşü. Fotoraflayan: Okaty ATİLA)

(Altın Yunus Çeşme - Güneş'in İskele kıç omuzluktan bakış. Kiç aynada sevgili Hakan ATİLA ve pasarellada bendeniz. Fotoğraf: Oktay ATİLA)

(Sancak kontra apaz seyri Çeşme - Ön kasaradan kiç üstü görünüşü. Soldan itibaren: Hakan, ben, ayakta amcam, 5. Sevgili Hasan ve Fotoraf: Okay ATİLA)

( ATİLA kardeşler ailece ile İzmir Çeşmealtı adalarında - GÜNEŞ İskele aborda Uskuna arma görünüşü. Fotoğraf: Okay ATİLA) * Güneş yelkenlisinin projesini çizdirip inşasını yapan ailem, bize denizlerde keyif veren yıllarımız.
Bildiğim üçüncü sahibi sayın "Ali ARMAN" tarafından 1998 yılında tanışmamız ile helikopterden çekilen Marmara denizinde apaz seyri resmini hediye etmişti. Teşekkürlerimi ve Selamlarımı iletiyorum kendilerine.
Şuanda kimlerin elinde ne halde olduğunu bilmeden umarım onlarında kalplerinin Güneşi olur. GÜNEŞ yelkenlisi.
Bütün deniz dostlarına gönlünün güneşini bulmaları dileklerim ile...
(Ömür ATİLA - “Copyright © 2022 tüm Hakları Saklıdır')








Yorumlar